Narına yandığım

Birden çınlar kulağım ses kesilirim
Ve çığlıklar vadisinde derinden irkilirim.

Neydi o ses, sonsuzluk ülkesinden gelen,
Ruhumun uçurumda yuvarlanan feryadını delen?

Durun diyemem kimseye, çıkmazlarda ben varım.
Meçhulde benliğim, sizi de isyanlarıma nasıl sararım?

Narına yandığım, rüya değil bu gerçek imiş,
Kaç vakit sonra bilmem, bu fırtına dinecek imiş?

 

Sevdamın, düşer yollara selleri,
Tutmuyor beni, uzakta şimdi yârimin elleri.

Ayaklarıma taş bağlı, dağlara çıkamıyorum.
Gözü yaşlı bulutlara bir selâm çakamıyorum.

Yeryüzü teslim, çelik giysili uzaylılara;
Arayacaksan benliğini, sen garipliğinde ara.

Elleri üstümde hayat yorgunluğunun,
Esiri oldum beni sürüyen o deli duygunun.

Narına yandığım, rüya değil bu gerçek imiş,
Kaç vakit sonra bilmem, bu fırtına dinecek imiş?

 

Yârim

Sende âşıklık istidadı var mı yârim?
Gönlünde de sevda muradı var mı yârim? Neden beni hep deli divane edersin?
Bu işte sana kâr vaadi var mı yârim?

Zülfüne kement edersin, gamzene hedef,
Bilmem ki bu zulmün bir tadı var mı yârim? Âşıkına nedir ki bu her dem nazlanış?
Kalbinin sana itimadı var mı yârim? Niçin gönlümü cezaya layık görürsün?
Canım, sende cefa mutadı var mı yârim?

 

Kriz

Tam on ikiden vurdun beni,
Şu gönlümde kriz yarattın.
Dertten derde attın beni,
Şu gönlümde kriz yarattın.

İçimde fırtına koptu,
Her bir düzenim bozuldu,
Aşkın can evimden vurdu,
Şu gönlümde kriz yarattın.

Her seste seni aradım,
Her gölgeyi senin sandım,
Çok kötü kâbuslar gördüm,
Şu gönlümde kriz yarattın.